Maltepe Kent Konseyi ve Cumhuriyet Kadınları Derneği Maltepe Şubesi tarafından “Kadına Şiddet ve Medyanın Rolü” başlıklı panel gerçekleştirildi. Program, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları için saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.

- Maltepe Kent Konseyi Başkanı Ziya Ünker, toplumun büyük bir travma yaşadığını belirterek, “Bu travmanın içinde kadına şiddeti her alanda görüyoruz. Günlük televizyon programlarında toplum buna alıştırılıyor” dedi.
- Maltepe Kadın Konseyi Başkanı Derya Doygun, 2025 yılının ilk altı ayında kadına yönelik şüpheli ölümlerin yüzde 96 arttığını vurguladı: “Şiddetin hiçbir haklı bahanesi olamaz.”
- Cumhuriyet Kadınları Derneği Maltepe Şube Başkanı Sibel Karaoğlu, çözümün Atatürk devrimlerinde olduğunu belirterek, “Kadın üretimde ve aile ilişkilerinde eşit pozisyonda olursa şiddet azalır ve yok olur” ifadelerini kullandı.

Sosyolojik Perspektif
Maltepe Kent Konseyi Kadın Meclisi Üyesi Sosyolog Sena Duman, kadına yönelik şiddetin tarihsel kökenlerine değindi. 1960’ta Mirabal Kardeşler’in mücadelesiyle başlayan uluslararası farkındalığı hatırlatarak, “Şiddetin alt zemini öfke ve duygularımızdır. Öğrenilmiş rollerimizi sorgulamalıyız. Kadına şiddetle mücadele bir günlük değil, yaşam boyu bir duruştur” dedi.

Hukuki ve Medya Boyutu
Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Elif Eskin, konuşmasına “Kadına şiddetin konuşulmadığı günlerin gelmesi umuduyla” diyerek başladı. Kadınların üretim, siyaset, sosyal ve kültürel alanlarda eşit biçimde yer alması gerektiğini vurgulayan Eskin, ders kitaplarındaki cinsiyetçi anlayışların değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
Medyanın rolüne dikkat çeken Eskin, yapılan anketlerde izleyicilerin yüzde 80’inin yerli diziler ve gündüz programlarının kadına yönelik şiddeti sıradanlaştırdığını düşündüğünü aktardı. “Kadınlara ‘yerin mutfak’ algısı dayatılıyor. Şiddete uğrayan kadının korunamayacağı algısı ise en büyük zarardır” dedi.




Panelde yapılan konuşmalar, kadına yönelik şiddetin yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çekti. Katılımcılar, çözümün Atatürk devrimlerinin ışığında kadın-erkek eşitliğini hayata geçirmekten ve medyanın sorumlu bir dil kullanmasından geçtiğini vurguladı.










